Gazi Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programda, geleneksel sanatlarımızdan kündekârînin tarihî derinliği, estetik incelikleri ve ustalık yolculuğu ele alındı.
Programda konuşan Ahmet Kızılay, kündekârî sanatına nasıl ilgi duyduğunu ve yıllar içinde sabırla şekillenen sanat anlayışını samimi bir üslupla paylaştı. Kündekârînin yalnızca bir el sanatı olmadığını vurgulayan Kızılay, bu sanatın aynı zamanda sabır, istikrar ve teslimiyet gerektiren bir gönül işi olduğunu ifade etti. Eserlerinde kullandığı “Ahmet Karamani” mahlasını kimi zaman motiflerin içine, kimi zaman ise ayet-i celîle tablolarının uygun bölümlerine işlediğini belirtti.
Sanat hayatının ilk yıllarında maddi anlamda büyük kazançlar elde etmediğini dile getiren Kızılay, zamanla Rabb’in kendisine ummadığı yerlerden ikramda bulunduğunu ve bunun kendisi için ayrı bir şükür vesilesi olduğunu söyledi. Annesinin köyü olan Kızılkuyu’da vefa duygusuyla yaptığı kapı ve pencere çalışmalarının, bu sanata olan gönül bağının en güzel örneklerinden biri olduğunu da sözlerine ekledi.
Ahmet Kızılay konuşmasında, Karaman’da Dikbasan Camii, Hacı Eyler Camii, Arapoğlu Camii, Kırmahalle Camii, Aktekke Camii ve Sana Camii başta olmak üzere birçok camide kapı, kadınlar mahfili ve çeşitli alanlarda eserlerinin bulunduğunu paylaştı. Ayrıca İstanbul, Konya ve Antalya gibi şehirlerde de farklı camiler için kündekârî kapılar yaptığını ifade etti.
Teknolojinin her alanda olduğu gibi kündekârî sanatında da üretim sürecini hızlandırdığını belirten Kızılay, buna rağmen el emeği, ustalık ve sanat ruhunun korunmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
Öğretmenler tarafından ilgiyle takip edilen program, teşekkürlerin sunulması ve hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.








